Yağ ile savaşı kimler kazanıyor?




Yağa karşı yapılan savaşta, kahramanlar çoğumuzun sadece düşlediğine erişirler: kalıcı kilo kaybı. Onlar çok sıra dışıdır ve bilim insanları tarafından diyet yapan diğer tüm insanlıktan onları ayıran özelliklerini parmakla gösterebilmek için sürdürülen araştırmanın süjeleri haline gelirler.

Projenin adı Ulusal Kilo Kontrolü Kaydı (NWCR) ve bu proje 1993 yılında Brown University ve University of Colorado bünyesindeki araştırmacılar tarafından çokça bilinen ve bozguncu ‘Diyet yapanların yüzde doksan beşi verdikleri kiloları geri alıyorlar’ istatistiğine istinaden yaratıldı. Kayıtlı olanlar 4.500 civarı- 13 kilo civarı kaybedip onları bir yada daha fazla yıl korumayı başarmış olmalıydı ki ortalama birey bu kilonun iki katını kaybedip, 5 yıl boyunca da bunu korumuştur. Son çalışmaların birinde, kültürel antropoloji doktoralı Inga Treitler ve araştırmacı iş ortağı, derin bir şekilde 10 tane katılanı gözlemleyip, onlarla röportaj yaptılar, yoğunlaştıkları nokta ne yedikleri veya egzersiz yapıp yapmamaları değil, nasıl yaşadıklarıydı. Diyetten önce ve sonra okudukları kitaplar, sakladıkları resimler, evcil hayvanları, kariyerleri, arkadaşları ve hobileri incendi. Soru yine basitti: Birçoğunun sendelemesine rağmen onları zafere kavuşturan neydi?

Treitler’ın ‘işte, burada!’ anlarından biri , çalışma süjesinin 120 soruluk çoktan seçmeli düşünme tarzlarını değerlendiren Herrman Beyin Hakimiyeti Aygıtı (HBDI) aslı testi çözmesi ardından geldi. Basitçe, bunun arkasındaki teori şöyle işliyor: Biz hepimiz doğal olarak bilgiyi işlemeye, problem çözmeye ve diğerleriyle ilişkilendirmeye eğilimliyiz, ve bu tarz eğilimler, takriben beynin dört bölgesiyle ilişkili- iki tane sağ tarafta, iki tane sol tarafta. Bu referanslar beynin, dünyayı değerlendirirken otomatik olarak başvurduğu zihinsel taahhütler gibidir. Çoğu insan bazı çeyrekleri kombinleyerek kullanıyor.

• ‘A’ çeyreği (üst sol) : Bu bölümü kullanan insanlar, analitik, matematiksel, mantıklı problem çözücülerdir. İstatistikleri kaynak olarak kullanıp, makinelerle çalışarak, risk alacak bir hareket yapmadan önce durumu analiz ederler.
• ‘B’ çeyreği (alt sol) : Bu bölümü kullana insanlar, kontrollü düzenli ve disiplinli düzen ve rutin inatçısı kimselerdir. Dakik ve muntazam bir şekilde, her zaman planları, randevuları işaretli ajandaları ve zaman çizelgeleri vardır.
• ‘C’ çeyreği (alt sağ) : Bu kısmı kullananlar duygusal, manevi ve bireye ve insan ilişkilerine odaklı kimselerdir.

‘D’ çeyreği (üst sağ): ‘D’ tipliler daha çok görsel ve çabuk sıkılan, yeni fikirlerden, eğlencelerden ve risk almaktan etkilenen insanlardır. Hangi çeyreği kullanan kimse daha iyi bir diyetçidir?

‘’B’’yi yani alt sol kısmı kullananların, belirgin bir şekilde kilo kaybedebildiklerini fark ettik.’ Diyor Treitler. Bu ona kilolarıyla uğraşan birçok insanı gözlemledikten sonra mantıklı geliyor. Planlara ve rutine eğilimli, hayatı matematiksel gözlerle bakan biri, kalori hesaplarının ve porsiyon kontrolünün sıkıcı hesaplamalarıyla rahat edebilecek birisidir. Ayrıca bu kişi kendisini daha soğukkanlı bir şekilde gözlemleyip yaptığı hataların, kendinden nefret etme gibi duygularına mağlup olmadan daha kolay farkına varabilir.

İkinci önemli ilerleme NWCR gönüllüleriyle yapılan başka bir çalışmada ortaya çıktı. Treitler, katılımcıların hikayelerini dinlerken, bir şey ortaya çıktı. Hepsi neredeyse bazı kültürlerde bireyin yaşadığı değişimleri kutlamak için yaptıkları dini törenlerdeki kutlamalar misali iç değişimden geçmişler. Hepsi bir koç, akıl hocası veya yolculuğuna rehberlik edeceği bir kimse bulup, kendisini geri çekip eski ortamından kendini bir şekilde kopartıp, başka bir hayata ‘yeniden doğmuşlar’. Yeni zayıf insan takipçi yerine lider haline gelmesini sağlayan, ona kilo kaybetmekle tamamen farklı ileriki amaç ve başarılarına kapı açacak değişimler yaşamış. Katılımcılardan biri çok set bir diyet geliştirmeye çalıştığı ve vücut ağırlığının nerdeyse yarısını kaybettiği üniversitesinden bir şef isteğinde bulunmuş. Daha sonra Afrika’da hukuk eğitimine başlamasına yardım etmek amacı ile işinden istifa ederek, tutkulu bir uzun mesafe yürüyüşçüsü ve kuş izleyicisi oldu.

‘Bütün katılımcılar hayatlarına bazı medite edici elementler sokmuşlar.’ diyor Treitler. ‘Bu yürüyüş veya yoga olabiliyor ama bu kendileriyle baş başa kaldıkları eski takıntılı tavırlarından ayrıldıkları beyaz bir sayfa.’ diye ekliyor. Bu kimlik değişimi kaybedilen kiloların korunmasında can alıcı bir nokta gibi görünüyor. Eski, aşırı kilolu alandan açık bir şekilde farklı yepyeni bir kişilik olmadan eski sağlıksız alışkanlıklara dönmek çok kolay oluyor. Bazılarımız kendilerini günlük hayattan Afrika’ya giden adam kadar radikal bir şekilde koparamasak da, yeniden doğuşu mümkün kılabilecek koşulları sağlayabiliriz. Dr. Treitler gözlemlerine dayanarak, diyetle, egzersizle veya güreştiğiniz diğer davranışlarınızla hiçbir alakası olmayan somut adımlarla alışkanlıklarınızı değiştirmenizi öneriyor. ‘Gerçek şu ki, hangi düşünme şekline ait olursanız olun, kendinizi evinizde gibi hissedebileceğiniz bir şekilde beyin çeyreklerinizi genişletmek için başka bir düşünme şekline geçmeyi öğrenebilirsiniz’ diyor HBDI’yı geliştiren Herrmann International’ın CEO’su Ann Herrmann-Nehdi.

Yani (‘B’ çeyreğindeki gibi) sistematiğe ve ayrıntıya alışkın doğal bir eğilimi olmayan insanlar için hedef, Treitler’a göre bu tutumları tanıdık ve konforlu hale getirebilmek olmalıdır. Herrmann-Nehdi’ye göre, üç haftalık bir periyotta tekrarlanan basit aktiviteler iç muhasebecinizi destekleyebilir. Bu adamlar halinde yapılabilir diyor.
• Organize etmek: CDlerinizi alfabetik sırayla dizin. Birkaç gün sonra baharatlarınızı. Daha sonra dolaplarınızı yeniden düzenleyin, ve sonrasında da vergi kağıtlarınızı.
• Zamanlamak: Günlük aktiviteleriniz için ajanda tutun ve her görüşmenize dakik davranın.
• Planlamak: Oturun ve haftanın önemli şeylerini belirleyin. Bu ayrıca belli bir işi hergün yapmak veya çek defterinizi her hafta dengelemek gibi rutinleri takip etmek için önemlidir.
• Adım-adım düşünmek: Bir tarifte aynen nasıl yazıyorsa öyle yemek pişirin, bir örneğe göre örgü örün, bir kullanım kılavuzunu takip ederek bilgisayar programı öğrenin.

Eğer bu aktiviteler kulak tırmalayıcı geliyorsa, onları kendi doğal baskın beyin tipinize daha uygun hale getirin diyor Herrmann-Nehdi: ‘Bir D tipi insan (kavramsal, risk alan) bir sene içerisinde ulaşmak istediği bir şeyi hayal etmeyi, arka bahçede çalışmaya, ve yapılması gerekenler listesi veya zaman çizelgesi hazırlamaya tercih eder’. ‘

C’ tipi(duygusal, insanlara yönelmiş) insansa yeğenine çek defterini dengelemeyi öğretebilir. Bu tür aktiviteleri, fiziksel idman olarak düşünmeyi öneriyor Treitler: ‘Bunları düzenli olarak tekrarladığınızda, beyninizi yeni düşünme şekillerine alıştıracak şekilde eğitilir.’ Sonra, gerçek bir diyet planının ihtiyaç duyduğu ayrıntılara dikkat etme ve sebat için sarf edilen efor çok garip hissettirmeyecek. Kendini tekrar tanımlamadaki en önemli nokta ‘yetki verici bir şeyler yapmaktır.’ diyor Treitler. ‘Bu öğretmenlik veya gönüllülük- size yeni bir statü kazandırmaya veya yardıma ihtiyacı olandansa yardıma koşan pozisyonuna gelmenize izin veren herhangi bir şey.’ Bu sağlam pozisyondan, ileri doğru ilerleyin, geriye doğru değil.

İlgili Yazılar



Etiketler : , , , , , ,

Lütfen bir yorum yazın

You must be logged in to post a comment.